Sevgili Aly,
Cam kenarındaki yemek masamızda oturmuş seni düşünürken, kırmızı başlı ve boyunlu bir kuş camın dışında durup ciklemeye başladı. Biliyorum, bu iki olayın bir bağlantısı yok, ama sence de garip değil mi?
Rilke’nin Genç Bir Şaire Mektuplar’ını okudum, içim ezildi, büzüldü. Oh be, yalnız değilmişim dedim, yaşlarımız da yakınmış, yaşanmışlıklarımız da... Gerçi ben askeri okula hiç gitmedim, ama olsun, onun da benimki gibi bir ailesi olmadı hiç.
Günlerdir düşünüyorum, şu zeplin niye mavi, anlatayım diye. Kelimeler dilime dolanıyor, henüz yazamıyorum. Sence çok merak eden var mıdır? Ya ukalalık yapanlar, iyi de bu zeplin mavi değil ki diye?
Be kardeşim, sen zeplinin içini gördün de mi konuşuyorsun diye cevap vermek istemiyorum. Ne bilsin gariban, hiç zepline binmemiş ki, hayırlısıyla bu ilk deneyimi olacak. Peki ben ne yapıyorum? Yok, arkadaş, salıdan salıya diyorum. İyi de bir salı gününde kaç kişiyi sığdırabiliriz ki bizim zepline… Kocası sakat kalan fotoğrafçı Nezahat de gelebilir mi? Hem zeplin bu, insanlar korkmaz mı?
Neyse, sen bu gibi sorunlarla kafanı yorma. Önünde halletmen gereken koca koca dertler var, keşke elimde fazladan sihir olsa da yardım etsem.
Sevgiyle,
MZ