Pompalı Tüfek
 
Kafede oturuyoruz. Onun fincanında kahve var, ben taptaze çayımı yudumluyorum. Hava mis gibi. Güneş ışıkları kırılmaya başlamış, tatlı bir esinti var. Şehrin bu bölgesi sakin, huzurlu. Civar masadakiler kendilerini çeşitli sohbetlere vermişler, hafta sonunun bu son saatlerinin tadını çıkarıyorlar bizim gibi.
 
Köşedeki restorandan birkaç kişi çıkıp bizim görüş alanımızın dışında kalan yola doğru bakıyor. Şüphelenecek bir şey yok. Yerimden kalkıp kafenin içine, tuvalete yöneliyorum. Yüzümü yıkamak daha da tazelenmiş hissetmemi sağlıyor, salınan adımlarla dışarıdaki masamıza doğru ilerliyorum. Daha masaya yanaşmadan görünüyor köşedeki restoranın önündeki küçük kalabalık. Ne için toplandıkları hala görüş alanının dışında. Yerime oturur oturmaz kalabalığın kaçışmaya benzer adımlarla uzaklaştığına şahit oluyorum. Her şey 15-20 metre ilerimizde gerçekleşiyor. Genç bir adam, diğer bir genci yere yatırmış, kafasını eziyor. Şaşkınlık ve endişe dolu gözlerle izliyoruz olanları. Birkaç saniye öncesine kadar uzaklardan yankılanan siren sesleri dibimizde bitiveriyor. İtfaiye, ambulans ve polis arabaları bir anda doluşup yolu kapatıyorlar. Yerdeki iki adam etraflarındaki bu hareketliliği umursamazca devam ediyorlar boğuşmalarına. Hemen karşımıza park eden polis arabasından, yirmibeş yaşlarında bir memur, elinde pompalı tüfeğiyle fırlıyor. Yaşadığımız şehir gereği, ilk aklımıza gelen tüm bunların bir film seti olduğu düşüncesi. Halbuki polis memuru pompalı tüfeğini boğuşanların boğazına dayamak üzere. Başlarına gelebileceklerin ciddiyetini tahmin ettiklerinden olsa gerek, bırakıyorlar boğuşmayı. Diğer polis memurları da onların yere yapışmış hallerinden memnun, plastik bağları bileklerine geçirdikleri gibi ambulansa sürüklüyorlar iki genci. Polis arabasına sokuşturulmadan önce sağlık ekibi yaralarını temizliyor.
 
Tazecik çayımız soğumuş, tatlı esinti ise artık üşütmeye başlamış olduğundan pılımızı, pırtımızı toparlayıp arabaya doğru ilerliyoruz. Kafamızda, daha gözümüzün önünden gitmemiş polisiye olayın şaşkınlığı var. Şehrin bu kısmı sakin ve huzurlu demeye bile kalmıyor, genç bir adam, diğer genç adamın kolyesini çalmaya çalışıyor. Sonrası pompalı tüfek ve soğumuş bir fincan çay.
 
Feb 13, 2007